Görme biçimleri üzerine hazırlanmış çalışmalara baktığımızda teknik icat süreçlerinin sanılandan çok daha eskiye vardığını görmekteyiz. Görmeye ilişkin ilerlemelerin doğrultusunda muhakkak ki zamanın bir yerinde görme ve bağlı aygıtları, gözetleme alanı için şekil değiştirecek ve kullanılacaktı. Sanırım görmenin tam anlamıyla gözetleme ile olan ilişkisi ciddi anlamda baş ağrısına "modern zamanlar"da dönüştü. Öncesinde yoktu demiyoruz, çeşitli formlarda varlığını koruduğunu bildiğimiz bu gerçeğe/gerçeğin modern zaman kısmına eğiliyoruz doğal olarak. Sanırım bir yan anlamla da "gözetim"e dönüşen kelimenin, fiil olarak ulus devlet yapılanmasıyla eş zamanlı olarak dönüştüğü noktası var ortada.
Açık açık yazılmaya başladığı günden -Marx, Weber...- bugüne değişen yegane şeyin kayıt altında tutmak ve fişlemek/dosyalamak adına teknoloji olduğunu belirtmek gerek.
Neye şaşıyor şaşanlar? Yaşamın sokaklarda ve her yerde, "x" bir hapis sisteminden farklı olduğunu sanarak mı şaşıyorlar? Hastane, hapishane, fabrika vs. lerde oluşturulmuş olan gözetleme sistemin sokaklara taşmasına ya da zaten farklı formlarda varolan gözetleme ve dosyalama sistemlerinin sokaklarda caddelerde kamera formatına büründürülüşüne mi ?
Yoksa hala birileri büyük hapishane ve de hastane içinde olduğumuzun ve sadece sonuçsuz küçük isyanlar çıkardığımızın farkında değil mi?
"Panoptikon diyip duruyorsunuz n alaka" benzeşiğinde cümleler görüyorum bazan, bu sistemin yani panoptiğin matematiksel olarak anlaşılıp anlaşılmamasının bir önemi olmadığını düşünerek bu noktada sadece şunu ifade etmek isterim: panoptikonun örnek verilmesinin büyük sebebi şu an başımızdaki sorun ile gösterdiği ana benzerliktir. Bildiğimiz gibi bu sistemde; mahkum görülebilir ama göremez. Tıpkı sokaklarda varolan kameralarda insanların yani hepimizin başına geldiği gibi. İşte bu anlamda panoptik bir sistem içerisinde yani panoptik bir sistem kullanan devlet hapishanesinin içerisinde yaşadığımızı idrak edemeyen ve de inkar eden zihniyetle sorunumuz var-dır- elbette.
İnsanlar gözetlenebilirlik konumunda oldukları sürece ortada bir suçlu psikolojisi ve coğrafyası olacaktır. Vardır. Gözetleyen mantık gözetlenenin konumuna açıklık getirmek gibi bir kaygı elbette taşımaz. O gözetlenendir, gözetlendiğine göre suçludur, ya da ve de potansiyeldir hiç yoktan.
Yani gözetlemek sürekli olarak görünebilecek alan yaratmakta ise, bir yukarıdaki cümle gereği sürekli suçlularını yaratmıştır da.